Mineral

İnorganik yapıya sahip olan mineraller, doğada yaygın olarak bulunurlar. İnsan vücudu kendi başına mineral üretemediği için doğadan bunu temin etmek zorundadır. Beslenme yoluyla alınan mineraller sağlıklı bir yaşam için vücudumuzun vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyacı insanlar bitkisel ve/veya hayvansal kaynaklar yoluyla karşılar. Bitkilerde bulunan mineralin kaynağı topraktan, hayvanlarda ise bitkiler ve/veya diğer hayvanlardan beslenmeden gelir. Günümüzden hayvansal ve/veya bitkisel kaynakların dışında doğal kaynaklardan mineral temini de (örneğin tuz) mümkündür.

Mineral Nedir ve Ne işe Yarar?

Vücudun varlığını sürdürmesi, fonksiyonlarını yerine getirmesi, büyümesi ve gelişmesi için minerallere ihtiyaç vardır. Vücudun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bazı minerallerin düzenli ve yüksek miktarlarda (günlük en az 250mg ve üstü) alınması gerekirken, bazı minerallere ise daha düşük miktarda (günlük en fazla 20mg ve altı) ihtiyaç duyulur. Bazı minerallerin insan vücudundaki etkileri ve ihtiyaç miktarı hakkında da bilimsel çalışmalar devam etmektedir. Mineraller de bu ihtiyaçlara göre kendi arasında makro elementler, mikro elementler ve ultra iz elementler olarak sınıflandırılırlar.

Makro elementler, günlük ihtiyacın 250 miligram ve üstünde olduğu mineralleri tarif eder Kalsiyum minerali, magnezyum minerali, potasyum minerali, sodyum minerali, fosfor minerali, klor minerali bu elementlerin başlıcalarıdır (1).

Mikro elementler, en fazla 20 miligram günlük ihtiyacın olduğu mineralleri içerisinde barındırır. Bu gruptan demir minerali, iyot minerali, çinko minerali ve flor minerali örnek olarak verilebilir.

Ultra iz elementlerinin vücuda etkileri ve vücutta bulunma miktarları hakkında çalışmalar devam etmektedir. Altın elementi, gümüş elementi bu gruba ait elementlerden bazılarıdır (1).

İnsanlar tüm bu mineralleri besinlerden elde ederler. Her besinin farklı mineral kaynakları açısından zengin olduğu ve insanların yaşamak için pek çok minerale ihtiyaç duyması sebebiyle zengin bir beslenme planıyla bu ihtiyaçların giderilmesi gerekir. Mineral oranı yüksek sebzeler beslenme planında mutlaka olmalıdır. Aynı şekilde süt ve yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinin dengeli tüketimi de vücudun ihtiyaç duyduğu mineral ihtiyacının karşılanmasında etkilidir. Deniz ürünleri, tuzlu ve tatlı su balıkları mineral açısından zengin besin ürünleridir. Günlük beslenme rutininde mineral oranı yüksek meyveler de ihmal edilmemelidir. Yer fıstığı gibi kuruyemiş ürünleri, tahıllar ve baklagiller de önemli oranda mineral içerir (2).

Vücudun %4 ila %6’sı oranını mineraller oluşturur. Oran olarak bakıldığında küçük bir miktar gibi görünebilir. Kemik, kan, kas, diş ve diğer dokularda bulunarak yaşam için elzemdirler.

Vücudun normal fonksiyonlarının yerine getirilmesinde diğer besin öğeleri gibi mineraller de gereklidir. Her mineral bulunduğu dokuda farklı bir organizasyonun parçası olarak görev alır. Bu sebepten her mineralin farklı bir işlevi bulunur. Dolayısıyla minerallerin kemik ve diş yapısının gelişmesi, hücre içi ve dışı arasındaki sıvı dengesi, sinirsel iletimin sağlanması, kasların normal fonksiyonunu yerine getirmesi gibi önemli işlevleri bulunmakla beraber, her minerali ayrı ayrı incelemekte fayda vardır (2).

Vücudumuzdaki Mineraller Nelerdir?

Vücudun besinleri enerjiye çevirebilmesi, hücre içindeki ve dışındaki sıvıları kontrol edebilmesi, diş ve kemik gelişimi için dışarıdan pek çok farklı mineralleri almaya ihtiyacı vardır (3). Vücuda giren her mineral kendine özgü şekilde hareket etmekte ve vücuda katkı sağlamaktadır. Vücudun %4’lük kısmını oluşturan minerallerden başlıcaları; demir minerali, kalsiyum, magnezyum, selenyum, iyot, florür, sodyum, fosfor, potasyum ve sodyumdur (4).

Mineral Çeşitleri

Mineraller özellikleri bakımından birbirinden ayrılsa da temel besin maddeleri olarak kabul edilmektedir. Özel bir koşula bağlı olmaması halinde dengeli bir diyetten bütün mineraller karşılanabilmektedir. Vücut her minerale aynı şekilde ihtiyaç duymamaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan mineraller iki temel gruba ayrılmaktadır. Bu gruplar mikro mineraller ve makro minerallerdir.

Mikro Mineraller

Mikro mineraller diğer adıyla eser elementler günlük olarak 20 mg altında alınması gereken mineralleri temsil etmektedir (5). Başlıca mikro mineraller; demir, çinko, iyot, selenyum, bakır, manganez, florür ve krom olarak sıralanabilir (4). Mikro mineraller arasında günlük olarak dozu belirlenen mineraller; demir,çinko, iyot ve selenyumdur (5).

Makro Mineraller

Vücut makro minerallere mikro minerallerde daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Makro mineraller günlük olarak 250 mg veya üzeri miktarda ihtiyaç duyulan minerallerdir. Başlıca makro mineraller; kalsiyum, potasyum, sodyum, fosfor, kükürt ve klorür olarak sayılabilir (4). Mineralleri diyetten almak en iyi yoldur. Ancak mineral eksikliği belirtileri halinde, uzman takibinde, mineral takviyeleri de alternatif bir yol olarak görülebilmektedir.

Mineral Görevleri

Sağlıklı bir yaşamın devamlılığı için hayati derecede öneme sahip olan minerallerin her birinin farklı işlevi bu nedenle de farklı faydaları vardır. Adını sıkça duyduğumuz minerallerden biri olan kalsiyum, sağlıklı diş ve kemikler için oldukça önemlidir. Ayrıca sinir kasların kasılması, sinirlerin çalışması ve kanın pıhtılaşmasında da önemli bir role sahiptir. Bu nedenle günlük olarak yeterli kalsiyum miktarı almak önemlidir (5).

Sahip olunan makro mineral ve mikro minerallerin faydaları - yeterli oranda kullanıldığı koşullarda - Türk Gıda Kodeksi Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği’nde belirtildiği üzere şu şekildedir:

  • Demir; vücutta normal oksijen taşımına ve kırmızı kan hücrelerinin, hemoglobinin normal oluşumuna,

  • Magnezyum; normal protein sentezine, normal kas fonksiyonuna ve elektrolit dengesine,

  • Potasyum; normal kan basıncının korunmasına ve normal kas fonksiyonlarına,

  • Sodyum; sodyumu düşük veya azaltılmış gıdaların tüketilmesi normal kan basıncının korunmasına.

  • Klorür; midede hidroklorik asit üretimi ile normal sindirime,

  • Fosfor; normal kemiklerin ve dişlerin korunmasına,

  • Çinko; normal saçın, tırnakların ve cildin korunmasına, protein ve DNA sentezine,

  • Bakır; normal bağ dokuların, saç ve cilt pigmentasyonun korunmasına,

  • İyot; tiroid hormonlarının normal üretimine ve normal tiroid fonksiyonuna,

  • Krom; normal besin öğeleri metabolizmasına,

  • Kalsiyum; sindirim enzimlerinin normal fonksiyonuna, kemiklerin ve dişlerin korunmasına,

  • Manganez; bağ dokunun normal oluşumuna ve kemiklerin korunmasına,

  • Selenyum; normal tiroit fonksiyonuna, bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna,

  • Florür; diş mineralizasyonun korunmasına,

  • Molibden; kükürt içeren amino asitlerin normal metabolizmasına

katkıda bulunmaktadır (6).

Yeterli derecede minerale sahip olabilmek veya sağlıklı beslenemebilmenin koşulu dengeli beslenmekten geçmektedir. İçerik yönünden farklı besinlerle beslenerek denge korunabilir. Beslenme alışkanlığınızda olan ürünlerde daha fazla yarar sağlayabilecek şekilde tüketmek dengeli beslenmenin bir yolu olabilir. Tahıl grubundan besinler tüketen bireyin tam tahıllı veya tam buğdaylı türevleri daha fazla miktarda posa, vitamin ve mineral sağlaması yönünden seçmesi yararlı bir tahıl tüketimi için örnektir (7).

Her mineral her zaman yeterli miktarda alınmayabilir. Eksikliği hissedilen minerallerden en yaygınlarından biri kalsiyumdur. Düşük kalsiyumlu diyetler, kilo alımını ve yağ birikimini hızlandırabilirken yüksek kalsiyumlu diyetler ise yağ birikimini önleyebilmektedir (8). Ayıca yeterli kalsiyum miktarı kan, kemik ve kalp sağlığı için önem taşırken eksikliğinin yaşandığı durumlarda çocuklarda raşitizm adı verilen hastalığa ilerleyen dönemlerde ise osteomalazi veya osteoporoza yol açabilmektedir (9).

Demir, bir başka doğru miktarlarda alınması zor minerallerden biridir. Özellikle adet çağında olan kadınlar, obez bireyler gibi gruplar demir eksikliği riskine sahiptirler (10). Demir eksikliği durumunda ise demir eksikliği anemisi oluşmaktadır. Demir eksikliği anemisinde vücutta yeterince kırmızı kan hücresinin olmaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle risk gruplarının demir mineralini yakından takip etmeleri tavsiye edilmektedir. Öte yandan vücutta oluşabilecek mineral fazlalığı başka minerallerin durumunu da etkileyebilmektedir. Bu nedenle mineraller açısından en önemli şeylerden biri yeteri kadar beslenebilmek veya doğru dozda takviye almaktır.

En İyi Mineral Takviyesi

Takviye olarak sunulan mineraller tıbbi ürünler değildir. Sindirim sorunları, kanser, diyabet, kalp rahatsızlıkları gibi durumları tedavi edici bir niteliği yoktur (11). Bu nedenle mineraller sadece destek veya gerekli besin ögesinin yerini doldurmak için kullanılmalıdır.

Mineralleri tablet, kapsül veya sıvı formlarda bulabilirsiniz. Mineraller tek başlarına olduğu gibi aynı zamanda başka minerallerle veya vitaminlerle birlikte de sunulabilmektedir. Bu nedenle ihtiyacınız olan mineral formunu seçmeniz gerekmektedir.

Kaynakça:

  1. Beslenmede Mineraller
  2. Vitamin ve Mineraller – GTBD
  3. Vitamins and minerals - Food and nutrition
  4. Minerals: Their Functions and Sources
  5. Vitaminler Mineraller ve Sağlığımız
  6. Sayfa : 934 Resmi Gazete 26 Ocak 2017 – Sayı : 29960 (Mükerrer)
  7. Beslenme Rehberi
  8. Health benefits of selected minerals
  9. Vitamins and minerals - Calcium
  10. Precious metals and other important minerals for health
  11. Choosing a Vitamin and Mineral Supplement

Uyarı Metni

Takviye Edici Gıda Uyarısı